Ana Menü

Normal Olmayın

Sıradan bir eğitim aldım. "Normal" ilkokul, "normal" ortaokul ve "normal" lise.

 

Buradaki normalin anlamını hepimiz biliyoruz. Boş derslerin bol olduğu, "en hakiki mürşit dayaktır" sözünü, eğitim tarzı olarak kabul eden öğretmenlerle dolu, değil yabancı dil öğretmek, Türkçe'yi unutturan, beton sahada yara bere içinde kalarak spor yaptığınız, masum anket defterlerinin kafanızda paralandığı okullar.

 

Bizler, gelecekte "normallere" uyum sağlayabilmek için "normal" şekilde yetiştiriliyorduk.

 

Lise son sınıfa geldiğimizde "okuldan kurtulmanın" verdiği büyük mutluluğu hep beraber kutlamak istedik. Sınıfımızın en çalışkanı ve en akıllısı Hakan kusursuz bir organizasyon yaptı.

 

Hakan Almanya'dan gelmişti ve "normal" okulların "anlamsız" sınırlarını kafasına sokabilmesi pek mümkün olamamıştı. Hakan "anormaldi".

"Okulun yasağına" rağmen salon tutuldu, paralar top­landı, giysiler alındı.

 

Sonuç malum: "Enselendik". Hakan ve işbirlikçileri olarak yaklaşık 10 kişi disipline gönderildik. Elebaşımız Hakan'ın adını vermemeye ant içtik. Ancak iki kişi sözü­nü tutamadı: Ben ve en iyi arkadaşım Hülya.

 

1.95 boyundaki, iri kıyım, donuk mavi gözlerinde en ufak sevgi kırıntısı taşımayan, okul dışında dahi "namus işleriyle" ilgilenmeyi görev edinmiş ve yakaladı mı affetmeyen Tufan Bey, bizi beşinci "hötünde" konuşturdu. Ağlaya ağlaya Hakan'ın adını verdik... Odadan çıktık.

 

Ağlaya ağlaya Hakan'a "jurnalimizi" itiraf ettik. Aradan 15 yıl geçti. İşim gereği röportajlara koşturur­ken Hakan karşıma çıktı. Çok büyük bir şirkette genel müdür yardımcısı olmuştu. Eski günleri konuştuk. Ço­cuk vicdanımda çektiğim azap sona erse de yaşadığım kötü tecrübe kafamın "silinmeyenler" köşesinde kalmıştı.

 

Normal kafalar, normal okullar, normal eğitim siste­mi, normal işyerleri bugün hala var, yarın da olacak. Kü­çük bir nasihat. Kendinizi "normal" durumlardan uzak tutmaya bakın. Bırakın, "anormal" desinler.

 
<< Başlangıç < Önceki 21 22 23 24 25 26 Sonraki > Son >>

Sayfa 24 - 26