Ana Menü

Veren Sahip Olur

Mutluluk bir fırsat eşitliğidir. İnancınız ne olursa olsun, mutluluğun ırk, sosyal düzey, fiziksel durum veya zekâ ile bir ilgisi yoktur.


Mutluluk ve sevginin basit bir kuralı vardır: Veren, sahip olur.


Zekâ geriliği olan çocuk ve yetişkinler üzerinde stajımı yaparken, "hastaların" onlara bakan ekipten çok daha neşeli olmaları bana biraz tuhaf gelmişti.


Bu mutlu insanlar benim öğretmenim oldular.


Onların, hiç durmaksızın sevgilerini sunduklarını gördüm. Birisi üzüntülü olduğu zaman bir kucaklama ve tatlı bir söz hep vardı. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda karşılık beklemeden hemen yardıma koşuluyordu.


Günlük rahatsızlıklardan, kıskançlıklardan yakınıldığına çok ender tanık oldum.


Bir çekişme olduğunda kin tutmak için bahaneler bulmazlardı. Çok ender cezalandırmayı isterlerdi, daha çok sıcacık bir kucaklamayla ve yürekten gelen küçük sözlerle bağışlamayı yeğlerlerdi.


Özel Olimpiyatlar sırasında hiçbir alınganlık görmedim, sadece tarafsız bir destek ve inanılmaz bir istek vardı.
Kısacası, bu olağanüstü insanlar bana, geçmişe ve geleceği odaklanmamış olmanın sonunda mutluluğun olduğunu öğrettiler. Vermenin ve anında sevgi alınanın gücünü gösterdiler



Merak etmeyin, mutlu olmak için kimsenin IQ'sunu 20 puan düşürmesi gerekmiyor. Düşünme yetisi ve yaratıcılık olağanüstü armağanlardır.


Fakat, disiplinsiz bir akıl sizi kurtaracağına söz verirken, sıkıntı yaratır.


Davranışsal İyileştirme akıllarımızı, karşılık beklemeden vermeye yöneltmekte bize yardımcı olur ve önümüzdeki yolları açarak hiç ummadığımız kadar çok almamızı sağlar.



Geçmişteki pişmanlıklara bağlı kaldığınız zaman kendinize zarar verirsiniz. Şefkat ve anlayış sunduğunuz zaman kendinize şifa verirsiniz. Bu hiç değişmeyen bir yasadır.